Kurgusal alanın genişletilmesiyle mümkün olan kent, evren denen büyük modeldeki kaosun, küçük kopyada ortadan kaldırılma girişimidir. Dolayısıyla kentlileşme insan zihninin hicrete yeltenmesi ve aklın evren hapishanesinden kurtulma çabasıdır. Bu nedenle olsa gerek, tarih boyunca medeniyet olgusu kentli insanın vasıflarından sayılmıştır. Göçebe veya kırsal alanda meşgul görünenler ise çoğunlukla barbar, medeniyet dışı olarak algılatılmıştır. Göçebenin barbarlığını doğallığına bağlayan zihne göre şiddet, göçebenin doğasıdır. Kentlinin şiddet eğilimi ise bir tasarımdır. Bu nedenle kentleşme veya kentlileşme aynı zamanda şiddetin doğasından kurtulup, şiddeti doğal olarak kullanabilme girişimidir. Kent, organize edilmiş, her şeyin yerli yerine konulduğu veya buna ilişkin çabanın olduğu bir alandır. Göçebe insanın, peşinde koştuğu kırsal tanrılar, üretimi elinde tutarken; kentli insan, tanrıların sömürücü tehditlerinden bağımsız kalıp, kendi tüketeceğin...
SANAT, KÜLTÜR, EDEBİYAT VE HABER