Ana içeriğe atla

Kayıtlar

öykü etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

MEHMET DÜĞMECİ “Kese Kâğıdı” — Sinop’ta Bir Akşamüstü

                                                                         “Kese Kâğıdı” — Sinop’ta Bir Akşamüstü  Mehmet DÜĞMECİ  Yaz sonuna yaklaştığımız o günlerde, Sinop’un sıcaklığı yerini serinliğini  hissettiren akşam meltemlerine bırakmıştı. Tatil için geldiğimiz bu  küçük ama zarif şehir, deniziyle, sessizliğiyle, eski taş sokakları ve  kaleye yaslanmış evleriyle hemen içime işlemişti.  Güneş, Karadeniz ufkuna doğru ağır ağır eğilirken sahilde yürümek  istedik. O an, güne eşlik etsin diye aklımıza bir çekirdek çitleme fikri  geldi. Bu küçük keyfi tamamlamak için sahile yakın, kale kemerinin iç  kenarındaki eski bir kuruyemişçiye girdik.  Uzaktan gelen kavrulmuş çekirdek kokusu, dükkânın içine adım  attığımızda yerini tanıdık Türk kahvesi kokusu...

SENSİZLİK TEKKESİ-I / Ruhi Konak

Biz kaç kişiyiz diye sordum da biraz önce, kim bilir (?) dedim kendi kendime. Kaç kişi olmak icap ederse o kadarız işte... Bu oda, kaç kişinin sensizliğini sığdırabilir ki boşluğuna? Zemindeki yıpranmış halı, duvardaki minyatür, tavandaki altmış voltluk ampul, pencereye yaslanmış tül, şu sehpa, koltuklar, antika sandık bütün bu eşya, kişiden sayılabilir mi? Şu konsol mesela, kaç kez konuşmuşluğum var onunla. Ayna. Önünde durduğum her vakit başka birini anımsatıyor bana. Saksıdaki ebegümecine dokunuyorum. Seviyorum. Canım diyorum sesli sesli gülümsüyormuş gibi yüreğimin içine. Bu saydıklarım kişi olmayacak şeyler, farkındayım. Fakat hafızaları var sanki. Geçmişi andığımızda onların şahitlikleri işe yarıyor gibi. Dokunduğun bu boşluk, sürtünüp geçtiğin şu eşyalar her şeyiyle burada tutuyor seni. Vaz geçtiğin eylemlerin, kenara köşeye bıraktığın sesin, kokun, bakışların senden kopup bu odanın envanterinde kayda alınmış ölümsüz birer kanıt. Her şey yok olsa da onlar burada kalacak....