dalgın izler bırakaraktan renkli yoldan uzaklaşıyorum düş yanıklarıyla elden anılar birikmiş saçlarımda dudaklarımda pasertesi bir yığın sözcük sığındığım yalnızlık kaçma sebebimdi ceketimi ben asıyordum nasıl olsa ve ceketimi ben asacağım kolaysa sabahın ağzından duymak günaydını notasına eksik basılmış bir nakarat tadı giyindiğim yüz henüz hazır değil gezdirdiğim mısranın işgaline vitrinler ışıklar kaldırımlar sahi nasıl ağırlar yeni bir imgeyi kendisine de gizleyeni sokağın ağzında ve koynunda söyleyemediğim kelime beni dinler gece gündüz ben yokken gece gündüz sigara gibi tutturmuşken kalemi elime zaman ağır ama hüzün dörtnala sanki yeni doğmuş telaş birkaç gün boyunda daha duvara döktüm içimi yüzüne döktüğüm gibi karşılıksız kalmadı yüzün gibi ellerim kırılmalar icat etmek benimkisi durmadan sözle beslerken boşluğu kendimi taşırmak kendimden uçurum denilince akla duruşun geliyor uzakl...
SANAT, KÜLTÜR, EDEBİYAT VE HABER