Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ruhikonak etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Sezer Cihaner Keser'in Simurg Sergisi Hakkında Birkaç Söz / Ruhi KONAK

Masal, insanoğlunun iç dünyasındaki sığınaktır. Orada eşi bulunmaz fantazya ve devinimle yaşam süren binlerce bilgi ülkesi vardır. Bu ülkelerin kralları bilgelikleri ile meşhur olmakla beraber zaman ve mekân tanımaksızın yaşamanın içinde ve dışında, altında ve üstünde söz sahibidir. Bu hakikat bir tarafa, sözü başka türlü anlayıp içerdeki evreni mitoloji ya da güncel anlamıyla hastalık olarak gören modern insana göre bu tür bir gerçeklik varsayım dâhilinde değildir. Çünkü bu söylentiler birer mit olmaktan öteye gitmeyen düşsel kurgulardır. Bu yönde bir yorum deneysel aklın eleştirisi olması bakımından makul ve bir o kadarda ispatlanmıştır. Fakat düşsel gerçeklik, akıl kurallarını alt üst eden bir yapıdır. Hangi noktadan itiraz edilirse edilsin düş olmadan yaşam, madde olarak duyumsanmanın dışına çıkamaz. İnsanoğlu farkında olmadan hayal, hülya, tefekkür, rüya, masal gibi düşünce formlarını icat ederek yaşamın illüzyon yoluyla farklı şekillerde algılanabileceğine ilişkin fikir...

isyan / Ruhi KONAK

kalk şiire yürü biraz… göğe meyil al bedeninin dışına çağırıyorum seni korkma gecenin karanlığından… ay bize yeter şehir yok çünkü orada şiir var … aşka kapı aç eyy! yangınım büyük… çöl arıyorum göğsümde yer kalmadı artık kürek kemiklerime çarpıyor kalbim…   ahh! dünya dar alışamam ben bu kalabalığa nefesim kesilir… ruhum çatlar kalk şu şehri boşalt… kalbinde şiir kuracağım yoksa vitrinlere taş atacağım… bak!

bünyamin / Ruhi KONAK

                                                             Züleyha C. İçin   seni kuyuya çağırdığımda… gök indi bulutlar ortada kaldı öyle… bir ah çırptı gözlerimi kör oldum.   sen bu yaradan çıkamazsın dedim bünyamin içine oyduğun mezar örtüyor çünkü göğünü ey diyemezsin işte.. ah diyemezsin bulamazsın yönünü   sen bu çölün yüzüsün bünyamin gülümseme bir daha… göğe bakma çağırma… çağrılma şu kanlı gömleği verme babana… kendine sakla içime zehirden bir kale kurdum da çıkmadım dışarıya bir daha bakmadım kimseye… görmedim sormadım hatta insan ne yapar diye isyandan sonra   ne derin kuyuymuş bu dedim bünyamin hüznün boy veriyor boşlukta ka...

eksik şarkı / Ruhi KONAK

                                                            bozuk bir şarkıdan dönüyorum sevgilim... eğri melodilerden, kopuk ritimlerden…     telaşlı yumruğunu vuruyor gibi göğsüme dünya ne siyah      ürkek ellerimi sensiz yaratmış Allah… lüzumu kalbimde bulunduğundan belki     başka göğsüm de yok üstelik...     içi kıpırdayan tülden  bir kafes.... rengi gözlerine dalgın gökyüzü…     merasimsiz bir cümleden dönüyorum sevgilim…     erdemsiz bir ayrılıktan, kırık bir susuzluktan hatta…     kader ağlarını söküyor ezberlerin… tutup sana doğru çekiyor beni     kavruk bir sonbahar ortasından…       uzanıp alsan ne olur diyorum…  pejmürde dolaştığım soluktan çıksam…     tedirgin ...

Militarist Evren Sanatçı Gogh’a Karşı / Ruhi Konak

İdeal iktidar, ötekini kendine bağlamak anlamında, nesneyi manipüle edip özneye mecbur kılma girişimi değildir. Daha çok tebaayı hürriyeti ile buluşturma mekanizmasıdır. Aksi iddia edildiği durumlarda güçlüler egemen, zayıflar köledir ve bu düzende her iki taraf açısından hürriyet işlevsel değildir. Zira hürriyeti başkası tarafından tanımlanan birey kendisini hür hissetmezken ötekinin hürriyetini kategorize eden güçlüler, soylular, yöneticiler, zenginler, vb. de hür değildir; sadece egemendir.   Çünkü ötekini hürriyetinden alı koyarak sınırlandıran birey vicdanını ihtiyacına esir eder. İnsanlık tarihine bakıldığında egemenlerin iktidar süreçlerini destekleyen ideal bağlamın militarizm olduğu söylenebilir. Bu bakımdan sanatın militarizm ile bağdaştırılması, resmi bir örgütleme, hizmet içi bir güdülemedir: Bazı durumlarda resmi ideolojinin mangalına köz taşımak için yetkili merci olarak görevlendirilen sanatçı namzedi, sanatı ideal alandan uzaklaştırarak iktidarın çomağı gibi ...

SENSİZLİK TEKKESİ-I / Ruhi Konak

Biz kaç kişiyiz diye sordum da biraz önce, kim bilir (?) dedim kendi kendime. Kaç kişi olmak icap ederse o kadarız işte... Bu oda, kaç kişinin sensizliğini sığdırabilir ki boşluğuna? Zemindeki yıpranmış halı, duvardaki minyatür, tavandaki altmış voltluk ampul, pencereye yaslanmış tül, şu sehpa, koltuklar, antika sandık bütün bu eşya, kişiden sayılabilir mi? Şu konsol mesela, kaç kez konuşmuşluğum var onunla. Ayna. Önünde durduğum her vakit başka birini anımsatıyor bana. Saksıdaki ebegümecine dokunuyorum. Seviyorum. Canım diyorum sesli sesli gülümsüyormuş gibi yüreğimin içine. Bu saydıklarım kişi olmayacak şeyler, farkındayım. Fakat hafızaları var sanki. Geçmişi andığımızda onların şahitlikleri işe yarıyor gibi. Dokunduğun bu boşluk, sürtünüp geçtiğin şu eşyalar her şeyiyle burada tutuyor seni. Vaz geçtiğin eylemlerin, kenara köşeye bıraktığın sesin, kokun, bakışların senden kopup bu odanın envanterinde kayda alınmış ölümsüz birer kanıt. Her şey yok olsa da onlar burada kalacak....

HUAN DEFTERİ / Aylar ve Mevsimler / Ruhi KONAK

İyi ki ekim var Huan ... kıştan selam alabiliriz artık hüzne alışabiliriz duru bir doğa kurup yağmurdan keyfimizce sevebiliriz… hüzne yaklaştıkça çünkü dünya daralır kardeşim unutkan sarımtırak bir ölüm yaklaşır insana kalbi uçurum cümleleri siyah bir gecede aya alışkın hırçın bir yıldız gibi kıskanç tasarımsız bir iz bırakarak gökten kayabiliriz sebepsiz düştüğümüz yerde ölsek de kedere alışabiliriz bana ekimde bir yer bul Huan... göç edecek kadar yağmuru hissedecek kadar bir yer habersiz kalmayalım kuşlardan böylece çoğalır belki ruhumuzda kına yakan şarkılar şapkasız yürüyebiliriz iyi ki ekim var Huan... iyi ki ekim var güze alışabiliriz

av / Ruhi Konak

                                                                                    I.                                         göğsüme meylet ey…                                         iki kaş arasında ıskalar insan...                                          dünyaya vurulur                                         kanlı düşman gibi gel… saldır        ...

Zeynep Sakız Resimlerindeki Sır ve BOŞ BEDEN Üzerine… diyorum / Ruhi KONAK

                                                                                                                                  Modernizm, insanı yeniden icat etti diyorum. Bu iddialı gibi görünse de gerçekte iddiası olmayan bir cümle. Çünkü kimse bunun tersi yönde bir fikre itimat etmeyecektir. Kime sorarsanız sorun modern insan kendinden başka...

merhem / Ruhi Konak

                                                                                                                              merhem ah ateştir kalbim de cam değil kırılmaz elbet derin iz bırakır yaramda sade… kurumaz kabuk yüzüm aynada keskidir... çünkü toparlanmaz bir bakışla korkum… çatlar… dökülür kime baksa çarçabuk öyle suni sarhoşluklar işleyemem ey! merhamet dileyemem kimseden… acıya meylim var benim… sevincim korkuluk çöle girdim bir kere yalın ayak leylayı gördüm… kurtuluş istemem… artık beni bu neşeden al göğüs kafesine yerleştir belki sinende duyulur sesim edepsizim… hırsızım… hiçim… bahçenden gül çalıyor içi...