Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ustalarla Buluşma 2017 60 Sihirli Dokunuş Sergisi Dolayısıyla Akla Gelen Birkaç Söz… / Ruhi KONAK

  Türkiye’de sanat, yirmi yıl öncesine kadar, sınıflararası geçişe müsait olmayan ve bir o kadar da sınıflaştıran bir kurguya sahipti. Aydın olmanın kelimeyi iyi telaffuz edememekle ilişkilendirildiği bir ülkede, kültürlü olmak genetik tekâmüle dayalı esaslara bağlıydı. Fiziki antropolojinin yönlendirdiği bağlamda insanlar, üyeleri oldukları cemiyetler, cemaatler, partiler, dinler, yaşadıkları şehirler, aileler ile belirli bir kast içinde tutuldular uzun süre. Taraf olmanın evrensel ölçüleri muhtemelen bizim ülkemizde ya da bizimki gibi ülkeler için icat edilmiş bir içeriğe sahipti: Oryantalist gericilere karşı modern batıcılar, dindarlara karşı dinsizler, laiklere karşı muhafazakârlar. Her şeye karşı hiçbir şey… Ya da aklınızdan geçen her neyse… Medeniyeti kuranlar ile yıkanlar, tüketenler ile üretenler arasındaki çelimsiz ve bir o kadar da tüccar aklıyla planlanmış yarış, bazıları için aynanın arkasından bakılması gerektiğini öğütlüyordu. Gerçeklik ortak bir payda olmakta...

İSTANBULDA… MİNYATÜR SERGİSİNE KATILMAK / Ruhi KONAK

23-25 Eylül tarihleri arasında Pendik Belediyesinin düzenlediği “12. Uluslararası Geleneksel Sanatçılar Buluşması” kapsamında gerçekleştirilen ‘Minyatürde Yüzleşme Sempozyumu & Sergisi’ne davetli sanatçı ve konuşmacı olarak katıldım. Sempozyum, ülkemizde gerçekleştirilen ilk minyatür sanatı sempozyumu olması açısından (en azından benim için) önemliydi. Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un açılış konuşmasından sonra Prof. Dr. Selçuk Mülayim ve Prof. Sitare Turan Bakır’ın oturum başkanlığı yaptığı sempozyumda, minyatürlerin yazı/konu resim ilişkisi açısından irdelendiği bir kısım bildirinin yanı sıra, Türk minyatür sanatında biçim, tasarım ve sanat felsefesi bağlamında bildiriler sunuldu. Sempozyum ve sergi organizasyonunun kusursuzluğu takdire şayandı. Pendik Belediye Başkanı Dr. Kenan Şahin’e, minyatür sanatçısı Taner Alakuş’a, Ceylan Harmancı’ya ve emeği geçen herkese teşekkür ederim. Türkiye’de sanatçı olmak kolay iş değildir. Çünkü bizde sanat öncelikle ideolojik bir enstrümandır...

DÜŞ SARISI YA DA YUSUF GÜROĞULLARI’NIN SAMİMİYET MEKÂNI / RUHİ KONAK

  Bir kitap dışından algılansa da içinden anlaşılır çünkü dert içer den anlatılır. İnsan da böyle .   İçer iden seslenir . . Yazar her kime sesleniyorsa o kişi, önce kendisidir. Bu bir yabancılaşma, bir çatışma,  ötekini kendi olarak tanıml ama girişimidir elbette. Ama çevre her ne kadar dışarı olarak algılansa da içer i deki özdeşle anlam kazanır. Dışarıdaki nicelik içerideki nitelikle anlaşılır. Bu tür bir yakınlık ve ticaret dışılık anlamında , alıcıyı on ikiden vurmak yerine düşünceyi samimi bir şekilde okuyucuyla paylaşma girişimdir. Bunu önemsiyorum. Önemsiyorum çünkü ben bir doğulu ve daha önemlisi Müslümanım.      Müslüman , yakındır. Müslümanın mekân ı , iç er i dedir; dışar ı daki cehennemi söndürecek suyu bile içer i deki cennetinden taşır. O, “Ol! ” diyenin emrin e raptı zapt hizasında kulak asmıştır. Emirde, emniyet endişesi taşımadan “Ol ! ” diy e ne yanaşmıştır. Bu düzende ö zne, benlikle inşa edilmez. Çünkü Mü...