Ana içeriğe atla

Tehcir / Emre AY


    barut aldıkça biçimini
    artıyor yükü toprağın
    dolduruyor içini biçimini veren
    azalıyor gücü baharın

    kanı hızlı yutuyor burada tabiat
    ve revaçta yapma çiçekler
    acıtmıyor elimi dikeni gülün
    genzimdeki seramik ve plastik kokusu kadar
    süslendikçe yüzleri duvarların
   taşındıkça kırlar tablolara
   balkonlara dizilen saksılar
   bir çocuğun gözünde sadece doğadır
   saksılar ki el işi bir bahar
   mevsimsiz çiçekler için mezar

   yankısından telaşlı demirin sesi
   ulaştığında tahtadan evlere
   bir tek evleri yakmıyor yangın
   ve masadaki karanfil de
   bir şiire hazırlanıyor yutkunarak yazılacak
   karşısında kavaktan alıkonmuş bir sazın
   kendi ağıdını yakamayan sazın
   paslandığında teli kopmadığında ipi
   ya ateşe dahil olacak
   ya da posterlerin arasına asılacak
   bir rezidansın

   ayağında çamur yoksa insanın
   yerden sıçrayan sadece insandır
   ki intiharını ölümden saymayın hastanın

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gülten Akın’ın “Sonra İşte Yaşlandım”ı üzerinden: Susku / Fatih Çodur

“Bir roman kadar uzun bu tümce, -sonra işte yaşlandım…”  Gülten Akın, “Sonra İşte Yaşlandım” kitabına yukarıdaki dizelerle başlıyor. Yani “kısa şiir/...”lerin “bir’incisiyle. Öyle gözüküyor ki bu sesli ifade (sonra işte yaşlandım), daha en baştan kitabın bütününde kullanılacak yöntemin sunumunu yapıyor okuyucuya. “Sizlere birkaç tümcelik adımlarla, çok bir yol aldıracağım” deniliyor. Çok sesli ifadelerle birer monolog-şiiryaratılacak kanısı veriliyor. Elbette konu bütünlüğünün bozulmaması için şu açıklamayı yapmamız gerekir. Şiirin başlı başına bir monolog olduğu düşünülebilir. Onun, bir dışa vurumdan farklı olarak, bir iç konuşma olduğu gerçekliği yadsınamaz. Fakat kendi havzasında oluşturduğu özgün dil nedeniyle monolog’dan semantik bakımdan da ayrılır. Bundan dolayı, kitaptaki bu yaklaşım biçimini şöyle ifade etmemiz daha doğru olacaktır:  Yazıda “sonra işte yaşlandım” dize’sinin, ‘dizecik’ kelimesiyle ifadelendirilmesinin sebebi, kitaptaki “kısa şiir/…”leri ...

2. MİNYATÜR ÇALIŞTAYI YİRMİ SANATÇININ KATILIMIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ…

   2. MİNYATÜR ÇALIŞTAYI YİRMİ SANATÇININ KATILIMIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ… Sanatçıçalışıyor tarafında düzenlenen 2. Minyatür Çalıştayı, Kocaeli Karamürsel ve Yalova Altınova’da yirmi sanatçının katılımı ile gerçekleştirildi. Kastamonu Üniversitesi Kültür Sanat Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen çalıştay, Doç. Ruhi Konak başkanlığında projelendirilerek gerçekleştirildi.             22 Ağustos 2002 pazartesi günü saat 09.00’da Karamürsel Öğretmenevi etkinlik salonunda başlayan çalıştay, aynı gün 18.00’da Yalova Elgelsiz Sanat Galesi’nde açılışı Vali Muammer Erol, Emniyet Müdürü Göksel Topaloğlu ve İl Kültür Müdürü Şeref Tali’nin katılımıyla yapılan ‘Işılay Konak Kişisel Restorasyon Sergisi’ ve ‘Mine Dilber Kişisel Tezhip Sergisi’ ile devam etti. 23 Ağustos 2002 tarihlerinde Karamürsel Öğretmen evinde devam eden çalıştay 24 Ağustos 2022 çarşamba günü Altınova Belediyesi Hersek Lagünü Kuş Gözlemevi’nde gerçekleştirildi. Sabah Gözlem...

MEHMET DÜĞMECİ “Kese Kâğıdı” — Sinop’ta Bir Akşamüstü

                                                                         “Kese Kâğıdı” — Sinop’ta Bir Akşamüstü  Mehmet DÜĞMECİ  Yaz sonuna yaklaştığımız o günlerde, Sinop’un sıcaklığı yerini serinliğini  hissettiren akşam meltemlerine bırakmıştı. Tatil için geldiğimiz bu  küçük ama zarif şehir, deniziyle, sessizliğiyle, eski taş sokakları ve  kaleye yaslanmış evleriyle hemen içime işlemişti.  Güneş, Karadeniz ufkuna doğru ağır ağır eğilirken sahilde yürümek  istedik. O an, güne eşlik etsin diye aklımıza bir çekirdek çitleme fikri  geldi. Bu küçük keyfi tamamlamak için sahile yakın, kale kemerinin iç  kenarındaki eski bir kuruyemişçiye girdik.  Uzaktan gelen kavrulmuş çekirdek kokusu, dükkânın içine adım  attığımızda yerini tanıdık Türk kahvesi kokusu...