Ana içeriğe atla

Delilik Güncesi / Damla AKKİRPİ

 

Yitip giden zamanın ellerinde bir deli güncesi gibi aklım
Ne geçmişini ne de geleceğini bilmeyen anları bile
ezbere okuyup, ezbere yaşayan kaliteli bir delinin
gün yüzüne vurması gibi sessiz bir turuncu pinekliyor
yolsuz ömrümün kaldırım taşlarında.
 
Bir delinin güncesi gibi sevmekle sevmemek arasında kalbim,
kalbim bedenimde değil ruhumda atıyor,
kulaklarıma yabani şiir mısraları fısıldarken düşüyorum yağmur uçlarından.
 
Yağmur uçlarından bir günce gibi düşerken deliriyorum.
Deliligimin güdümünde güncelerim.
Global hislerle donatılmış evrensellik sanılan bu insan tabakaları çoğaldıkça
her biri eksiltiyor günleri bir bir pencerelerimden.
 
Umudun yakası açık gezdiğinden beri üşür oldu cılız ruhlu ideallerim.
Oysa gün hala aynı yarımlıkta, gece yine sözsüz bir melodi.
Ve aklım yine bir deli güncesi olarak.kaldi bu mantık sefhasında.
Ellerim, Biraz daha titrerse güncelerimi çizeceğim.
Bir deli güncesi bitimi gibi şu an her soluk.
Bir deli gülüşü gibi bitimli her günce..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gülten Akın’ın “Sonra İşte Yaşlandım”ı üzerinden: Susku / Fatih Çodur

“Bir roman kadar uzun bu tümce, -sonra işte yaşlandım…”  Gülten Akın, “Sonra İşte Yaşlandım” kitabına yukarıdaki dizelerle başlıyor. Yani “kısa şiir/...”lerin “bir’incisiyle. Öyle gözüküyor ki bu sesli ifade (sonra işte yaşlandım), daha en baştan kitabın bütününde kullanılacak yöntemin sunumunu yapıyor okuyucuya. “Sizlere birkaç tümcelik adımlarla, çok bir yol aldıracağım” deniliyor. Çok sesli ifadelerle birer monolog-şiiryaratılacak kanısı veriliyor. Elbette konu bütünlüğünün bozulmaması için şu açıklamayı yapmamız gerekir. Şiirin başlı başına bir monolog olduğu düşünülebilir. Onun, bir dışa vurumdan farklı olarak, bir iç konuşma olduğu gerçekliği yadsınamaz. Fakat kendi havzasında oluşturduğu özgün dil nedeniyle monolog’dan semantik bakımdan da ayrılır. Bundan dolayı, kitaptaki bu yaklaşım biçimini şöyle ifade etmemiz daha doğru olacaktır:  Yazıda “sonra işte yaşlandım” dize’sinin, ‘dizecik’ kelimesiyle ifadelendirilmesinin sebebi, kitaptaki “kısa şiir/…”leri ...

2. MİNYATÜR ÇALIŞTAYI YİRMİ SANATÇININ KATILIMIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ…

   2. MİNYATÜR ÇALIŞTAYI YİRMİ SANATÇININ KATILIMIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ… Sanatçıçalışıyor tarafında düzenlenen 2. Minyatür Çalıştayı, Kocaeli Karamürsel ve Yalova Altınova’da yirmi sanatçının katılımı ile gerçekleştirildi. Kastamonu Üniversitesi Kültür Sanat Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen çalıştay, Doç. Ruhi Konak başkanlığında projelendirilerek gerçekleştirildi.             22 Ağustos 2002 pazartesi günü saat 09.00’da Karamürsel Öğretmenevi etkinlik salonunda başlayan çalıştay, aynı gün 18.00’da Yalova Elgelsiz Sanat Galesi’nde açılışı Vali Muammer Erol, Emniyet Müdürü Göksel Topaloğlu ve İl Kültür Müdürü Şeref Tali’nin katılımıyla yapılan ‘Işılay Konak Kişisel Restorasyon Sergisi’ ve ‘Mine Dilber Kişisel Tezhip Sergisi’ ile devam etti. 23 Ağustos 2002 tarihlerinde Karamürsel Öğretmen evinde devam eden çalıştay 24 Ağustos 2022 çarşamba günü Altınova Belediyesi Hersek Lagünü Kuş Gözlemevi’nde gerçekleştirildi. Sabah Gözlem...

MEHMET DÜĞMECİ “Kese Kâğıdı” — Sinop’ta Bir Akşamüstü

                                                                         “Kese Kâğıdı” — Sinop’ta Bir Akşamüstü  Mehmet DÜĞMECİ  Yaz sonuna yaklaştığımız o günlerde, Sinop’un sıcaklığı yerini serinliğini  hissettiren akşam meltemlerine bırakmıştı. Tatil için geldiğimiz bu  küçük ama zarif şehir, deniziyle, sessizliğiyle, eski taş sokakları ve  kaleye yaslanmış evleriyle hemen içime işlemişti.  Güneş, Karadeniz ufkuna doğru ağır ağır eğilirken sahilde yürümek  istedik. O an, güne eşlik etsin diye aklımıza bir çekirdek çitleme fikri  geldi. Bu küçük keyfi tamamlamak için sahile yakın, kale kemerinin iç  kenarındaki eski bir kuruyemişçiye girdik.  Uzaktan gelen kavrulmuş çekirdek kokusu, dükkânın içine adım  attığımızda yerini tanıdık Türk kahvesi kokusu...