Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ODA / Çetin ALPAGUT

Işığı yakma Yüzün boşluğa karışabilir Pencerelere koşabilir saçların Ve Yolunu kaybedebilir serçeler.   Sen ismini aldığından beri Fazla alıngan gökyüzü Gül ıslak Göl ıslak Ne yağmur kaldı ıslanmayan Ne de bu çöl bin yıldır kurak   Işığı yakma Güneş çıldırabilir Bir yarışa girebilir seninle Seninle tabiatı kavurabilir.   Işığı yakma Yeryüzü yüzünden düşebilir...                                                                                              ...

Delilik Güncesi / Damla AKKİRPİ

  Yitip giden zamanın ellerinde bir deli güncesi gibi aklım Ne geçmişini ne de geleceğini bilmeyen anları bile ezbere okuyup, ezbere yaşayan kaliteli bir delinin gün yüzüne vurması gibi sessiz bir turuncu pinekliyor yolsuz ömrümün kaldırım taşlarında.   Bir delinin güncesi gibi sevmekle sevmemek arasında kalbim, kalbim bedenimde değil ruhumda atıyor, kulaklarıma yabani şiir mısraları fısıldarken düşüyorum yağmur uçlarından.   Yağmur uçlarından bir günce gibi düşerken deliriyorum. Deliligimin güdümünde güncelerim. Global hislerle donatılmış evrensellik sanılan bu insan tabakaları çoğaldıkça her biri eksiltiyor günleri bir bir pencerelerimden.   Umudun yakası açık gezdiğinden beri üşür oldu cılız ruhlu ideallerim. Oysa gün hala aynı yarımlıkta, gece yine sözsüz bir melodi. Ve aklım yine bir deli güncesi olarak.kaldi bu mantık sefhasında. Ellerim, Biraz daha titrerse güncelerimi çizeceğim. Bir deli güncesi bitimi gibi şu an ...

Mahşere Kaldı / Emre AY

  yolu unutulmamış bir evin ezgisi doldukça odaya boşalıyor bardak tavandan kara saçın uzanışı yere uzaklaşması da hızlı savruluşu kadar  el sürülmedikçe ısınıyor kurşun yine paslı solukla birleştikçe omuzdaki el kuşanır oldu gövde bozkırı bir sesle geçmişi masaya yatıran insan bir mendille geleceği siliyor ağızdan üstelik daha bitmemişken şarkı ki hiçbir zaman okunmadı bu şarkının nakaratı

DAĞINIK DÜZEN / Yasemin EGE

                                             Adım kadar seninim Sırrımı biliyorsun ve bu hoşuna gidiyor Güvercin alkışı istiyor canın. Yansın! Kara haberlerden sebeplenesim var Yalan değil bu da hoşuna gidiyor Senliğime güveniyorsun Güvercinlerin uçmuşluğu kadar Şehrin zampara sokaklarında dokunuşların Suya değdikçe ayaklarım, Savaşı şahlandığı yerden kaybediyor zamanlar. Sırrıma deliyorsun Bir Moğolistan mavisi bir de beş para etmez aşk Çaydanlık karası ve yine onun gibi kirli kavuşmalar Adım kadar yenildim Kaybettikçe adamlaşıyor oğlanlar Bana yeniliyorsun -çiçekten bal -kitaptan adam -odundan kazak.  

eksik şarkı / Ruhi KONAK

                                                            bozuk bir şarkıdan dönüyorum sevgilim... eğri melodilerden, kopuk ritimlerden…     telaşlı yumruğunu vuruyor gibi göğsüme dünya ne siyah      ürkek ellerimi sensiz yaratmış Allah… lüzumu kalbimde bulunduğundan belki     başka göğsüm de yok üstelik...     içi kıpırdayan tülden  bir kafes.... rengi gözlerine dalgın gökyüzü…     merasimsiz bir cümleden dönüyorum sevgilim…     erdemsiz bir ayrılıktan, kırık bir susuzluktan hatta…     kader ağlarını söküyor ezberlerin… tutup sana doğru çekiyor beni     kavruk bir sonbahar ortasından…       uzanıp alsan ne olur diyorum…  pejmürde dolaştığım soluktan çıksam…     tedirgin ...

Militarist Evren Sanatçı Gogh’a Karşı / Ruhi Konak

İdeal iktidar, ötekini kendine bağlamak anlamında, nesneyi manipüle edip özneye mecbur kılma girişimi değildir. Daha çok tebaayı hürriyeti ile buluşturma mekanizmasıdır. Aksi iddia edildiği durumlarda güçlüler egemen, zayıflar köledir ve bu düzende her iki taraf açısından hürriyet işlevsel değildir. Zira hürriyeti başkası tarafından tanımlanan birey kendisini hür hissetmezken ötekinin hürriyetini kategorize eden güçlüler, soylular, yöneticiler, zenginler, vb. de hür değildir; sadece egemendir.   Çünkü ötekini hürriyetinden alı koyarak sınırlandıran birey vicdanını ihtiyacına esir eder. İnsanlık tarihine bakıldığında egemenlerin iktidar süreçlerini destekleyen ideal bağlamın militarizm olduğu söylenebilir. Bu bakımdan sanatın militarizm ile bağdaştırılması, resmi bir örgütleme, hizmet içi bir güdülemedir: Bazı durumlarda resmi ideolojinin mangalına köz taşımak için yetkili merci olarak görevlendirilen sanatçı namzedi, sanatı ideal alandan uzaklaştırarak iktidarın çomağı gibi ...

HANEKE’NİN ‘AŞK’ I / Arzu Ertaylan

  Amour (Aşk), ünlü Avusturyalı yönetmen Michael Haneke’nin 2012 yapımı son filmi. Filmde, 81 yaşındaki  Jean-Louis Trintignant (Georges ) , 85 yaşındaki Emmanuelle Riva (Anne)  ve yönetmenin pek çok filminden bildiğimiz Isabelle Huppert (Eva) rol alıyor. Amour,  2013 Cannes film festivalinde en büyük ödül olan ‘Altın Palmiye’ ödülünü aldı. 2013 İngiliz Film ve Televizyon Sanat Akademisi (BAFTA) ödüllerinde Emmanuelle Riva, en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görüldü. Ayrıca, Fransa’nın prestijli sinema ödülleri Cesar’ da  "Amour" beş dalda ödüle layık görülerek  en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi senaryo, en iyi kadın ve en iyi erkek oyuncu ödüllerini topladı.  2013 Oscar ödüllerinde de ‘en iyi yabancı film’ dalında ödüle aday gösterilen Amour, ne mutlu ki bu kez ödül alamadı ve Oscar’ın giderek gerileyen saygınlığının gölgesinde kalmadı. Eğer Haneke’yi tanıyorsanız,   yönetmenin izleyiciye nasıl ‘düşman’ olduğunu ...